İçeriğe geç

OTRES PLAJI – II

Fotoğraf : Micaela Chutrau

 

İçinden gelen bir sese uyarak belli belirsiz aldığı Mavi’nin kokusunu takip etmeye karar verdi. Yanından geçen insanlara sormayı da düşündü ama Micaela macerayı seviyordu. Bu zamanlarda Otres Plajı’na turist akını olurdu, genç kızın tek kaygısı kalacak bir yer bulamama ihtimaliydi. Kaygı ve bitkinliğinin izleri attığı adımlardan da belli oluyordu.

Doğru yolda olduğunu bilse de, çamurlu yol ona yorgunluğunu hissettirdi. Plajın uzak olduğunu düşünerek yol kenarında duran bir tuk-taka binmeye karar verdi.

Otres Plajı’na geldiğinde kıyıdaki hostel ve pansiyonları gezmeye başlamadan önce soğuk bir şeyler içmek için harika manzarası olan bir bara girdi. Oldukça küçük olan barda Mavi’ye bakan bir teras bulunuyordu. Burada kimsecikler yoktu ve hemen bir masaya oturdu. Masasına yerleştiğinde istemsizce gömleğinin üst düğmelerini çözerek, göğüslerinin yumuşak yükseltisini ortaya çıkardı. Micaela’nın hemen ardından elindeki menüyle terasa çıkan garson zoraki bir tebessümle genç kızı selamladı ve menüyü uzattı.

Gözleri menüyü taramaya devam ederken garsonu fazla bekletmek istemedi, “Soğuk bir bira istiyorum.”

Garson, henüz yirmilerinde yerli halktan biriydi. Turistlerden hoşlanmadığı her halinden de belli oluyordu. Çekik gözlerinde nefreti ve mecburiyeti okuyabilirdiniz. Genç kızın siparişini aldıktan sonra menüyü de alarak sessizce kıvrımlı basamaklara yöneldi.

Az sonra genç kızın siparişiyle geri döndü. Micaela birasından bir yudum aldı, yardımı dokunabilir ümidiyle basamaklara yönelen garsona, “Pardon, buralarda geceyi geçirebileceğim bildiğiniz bir hostel var mı acaba?” diye sordu. Genç adam Micaela’nın yüzüne baktı, “Bu barın sahiplerinin işlettiği bir hostel var. Dilerseniz kendilerine sorabilirsiniz.” Genç kızın gözleri parladı.

“Peki, onları nerede bulabilirim?”

“James’in nerede olduğunu bilmiyorum ama karısı Linda şu an alt katta.”

“Beni onunla tanıştırır mısın?”

“Elbette, beni takip edin lütfen.” Micaela bira şişesini de kaparak garsonu takip etmeye başladı. Genç adam, peşinden gelen Micaela’ya döndü ve yardımsever bir ses tonuyla sordu: “Buraya nereden geldiniz?”

“Laos!”

“Ama görüntünüz oradan olmadığınızı söylüyor.” Micaela, genç adamı yanlış anladığını fark etti.

“Haklısın, aslına bakarsan ben Arjantinliyim.” Genç adamın yüzündeki ifade birden değişti, heyecanlı görünüyordu.

“Demek siz de Messi gibi Arjantinlisiniz. Heyecanımı affedin, daha önce Arjantinli birine hiç rastlamadım; bizler Messi’yi tanıyoruz ve onu çok seviyoruz.”

Micaela, duydukları karşısında hoşnut olduğunu genç adamın omzunu sıvazlayarak belli etti. Aşağıya indiklerinde genç adamın gözleri Linda’yı aradı.

“İşte orada, gelin benimle.” Masaların arasında kalan boşluklar çok dar olsa da; Micaela hızlı adımlarla garsonu takip ediyordu. Genç kızın gördüğü kişi; otuz yaşlarında, sarı saçları omuzlarına toplanmış, zarif vücudunun görüntüsüyle hikâyelerdeki asil ve özgür kadın karakterlerini andırıyordu.

“Bayan Linda!”



Tarih:Yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir