İçeriğe geç

Kuyu

 

Son düzlük diye bağırdı içimden bir ses, hevesi kursakta kalacağa da benzemiyordu. – Sonunda başardım! – diyebilmek koridorun sonundaki görüntüye çok benziyordu. İçimdekinin tebessümü söndüğündeyse adımlarım çoktan ritim tutmaya başlamıştı bile.

Bir saniye! Saatlerdir kulağıma ilişen melodi sana da tanıdık gelmiyor mu?

Sen hiç saatine baktın mı?

13:23

Zaman durmuş muydu? Birden bütün hayatımı bu koridorların arasında kendime bir çıkış yolu arayarak geçirmiş gibi hissettim. Belki de binlerce kilometre yol yürümüştüm. Duvarların arkasında ne vardı?

Acı, keder ve biraz da yağmur.

İçimdekinin karamsarlığı ve kararsızlığı arasında sıkışıp kalsam da koridorun sonuna yaklaşıyordum. Dinlediğim melodi adımlarımı takip ediyordu. O da mı yolunu arıyor diye düşünmeden edemedim.

Koridorun sonundaki fotoğrafa yaklaştıkça vücudum bir beton yığını gibi ağırlaşıyordu. Gözlerim ile zihnim arasında kalan perdeler karanlığa bürünüyordu. Vücudum uyuşuyordu, düşüyordum ve düştüm.

Hadi artık daha da geç olmadan kalk ayağa!

Anlamsız gelse de duyduğum ses içimden geliyordu. Onu duymazlıktan gelsem bunu hissedebilir diye düşündüm. Merak ettiğim soruları cevapsız bırakabilirdi ve duvarların arkasına ulaştığımda ne olduğunu bilmediğim yağmurun yerini benden saklayabilirdi.

Son sütuna ulaştığımda dönüp arkama bakmak istedim.

Bunu sakın yapma!

Yaptım! Dipsiz bir kuyuya düşer gibi yatağımdan aşağıya düştüm. Odamın penceresini döven yağmurun uğultusuna karışan çalar saatin cırtlak sesi 7.23’ü söylüyordu.

Üzerimdeki rüyayı savuşturarak doğruldum. Sıvasız tuğlalar gibi sallansam da banyonun yolunu buldum.

 

Tarih:Yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir