İçeriğe geç

Don Det – Laos – Gülen Adam

Fotoğraf : Micaela Chutrau

Mekong Irmağı’nın kıyısı boyunca sıralanmış bungalovlardan birinin verandasında tembel tembel sallanan bir hamağın üzerinde, gözleri yarı açık yarı kapalı, bir eliyle çalan alarmı susturmaya çalışıyor, diğer eliyle de yüzünü yakan günün ilk ışığına istemsizce meydan okuyordu. Koyu kestane saçları dalga dalga hamaktan yere sarkıyor, bedenine yapışan beyaz gece elbisesi güzelliğini tamamlıyordu.

Micaela, saatinin 7.10 olduğunu fark ettiğinde sapandaki taş misali hiç üşenmeden sallanan hamağından fırladı. On beş dakika sonra hazırdı. Dağılmış saçlarını topladıktan sonra sırt çantasını da alarak bir hurdacıdan satın aldığı bisikletine binerek yola koyuldu.

Don Khong’u Don Det’e bağlayan taş köprü üzerinden geçtiği sırada sırt çantasının fermuarını açık unuttuğunu fark etti. Paslı bisikletini sağa çekti ve yavaşça indi. Çantasındaki pahalı fotoğraf makinesini satın almak için çektiği zorlukları anımsadı.

Tekrar yola koyulduğunda kendisi gibi gezintiye çıkan ziyaretçileri selamladı. Don Det’in dar toprak yollarında bisikletinin içler acısı sesine katlanarak gözden kayboldu.

Güzel kız bisikletinin rahatsız eden sesini bastıran zihnindeki düşünceleri silkeleyerek günlerdir hayalini kurduğu yere geldi. Bisikletini gözlerden uzak bir yere bıraktı ve üzerine attığı otlarla gizledi.

On gündür bu anı bekliyordu. Don Det’te yaşayan sadece haftanın bir gününde insanların arasında görünen ve ömrü boyunca hiç gülmemiş bu adamın hikâyesini duyduğunda çoktan kararını vermişti. Aklına koyduğu şeyi gerçekleştirmeye çok yakındı. Önce adamı bulması gerekiyordu ve bulduğundaysa onu güldüreceğini biliyordu.

Çevredeki yerli insanlardan bilgi aldıktan sonra adamın göründüğü yere gitti. Kısa bir süre sonra tekerlekli sandalyesi üzerinde görünen adam arkadaşlarının yardımıyla ziyaretçilerin geçtiği yolun kenarındaki nemli ahşap bir sandalyeye oturtuldu. –Haftalık seyir zevki– diye içinden geçiren Micaela hızla adamın yanına gitti ve onunla iletişim kurmaya çalıştı.

Adamın bir kaza sonucu yürüyemediğini öğrenen Micaela, hikâyenin derinleşmesiyle gözlerine biriken yaşın yüzünden süzülüp nemli toprakla buluşmasına engel olamadı.

Adamı güldüremeyeceğini anlayan Micaela oradan ayrılmak için ayaklandı. Boynunda asılı duran fotoğraf makinesini çantasına yerleştirmek üzereyken adama döndü ve nazik bir ses tonuyla; “Kral gibi görünüyorsun.” dedi.

Micaela’nın sözü Don Det’li adamın yaşamına dair duyduğu ilk tezat sözdü ve adam benzetildiği şeyin memnuniyetiyle tebessüm etti. Güzel kız gözlerine inanamadı ve başardığının altını çizen büyük bir kahkaha patlatarak adamın boynuna sarıldı.

     Micaela’nın ne demek istediğini anladınız mı bilmiyorum ama fotoğraftaki Don Det’li adamın dudakları büyük bir gülümsemeyi çiziyordu.

Tarih:Yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir