İçeriğe geç

Bülbüle Aşık Olan Kadın II

Olyushka!

Güzel Olyushka!

Güzel kadının kanatları güneş ışığında saklanarak çırpınıyordu. Çünkü bir adama ödünç verdiği kalbini geri almıştı. O adamdan geriye ne mi kaldı? Peki ya Olyushka’ya ne oldu?

Adam öldü. Nefes alıp veriyordu ama kalbi çürümüştü… Bazen öyle olur. Aşk tuzaklarla dolu olduğu için kurbanlarını yaşarken öldürür.

Olyushka, köyündeki bülbülü arıyordu. Ural Nehri’nin kıyılarına koştu. Sonra kızlarına. Sonra da çok sevdiği annesine. Bazen arkadaşlarına koştu. Kadın her birinden farklı şeyler dinliyordu. Zihninden asla dinmeyecek olan o sesi unutamıyordu. Bir ağaç hayal etti. Ağacın üşüyen dallarının birine bülbülün konduğunu gördü.

Giderek daha iyi anlıyordu. Bir yanılsamanın içinde olduğunu ve çevresindeki insanların ağızlarından çıkan sözler ve çıkacak olanlar bu yanılsamayı yönetiyordu. Gerçek Olyushka, o bülbülü avuçlarının arasına almak isterdi, bülbülün kanatlarına dokunmayı arzulardı ama kadın bülbülün sesine dokunmak istiyordu. Gerçek Olyushka, kendisine aşık olan adamı ölüme terk etmezdi. Kadın, saf bir aşkı toprağa gömmüştü.

Olyushka, haftalar sonra doğduğu ve büyüdüğü köye geldi. Katya ve Alena evin bahçesinde gezinen civcivleri kovalıyorlardı. Kadın kızlarına seslendi. Annelerinin geldiğini gören sevimli kızlar civcivlerin peşini bırakarak bahçe kapısına doğru koşuştular. Güzel kadın iki kızı da kollarının arasına aldı ve onları öpüp kokladı.

Birden gözleri bülbülü gördüğü yere yöneldi. Yol boyunca bu anı düşünmüştü. Her düşüncenin sonunda karanlık bir perde kapanıyordu. Böylesine bir şey dünyanın hangi gizinin içindeydi?

Güzel kadın kızlarını uyuttuktan sonra verandaya çıktı. Hava buz gibi soğuktu. Boynuna doladığı boyunluğu yüzüne siper ederek verandanın korkuluğuna yaslandı ve karanlığın en derininde bir şey bulmayı ümit edercesine bakıyordu. Üstüne çöken duvarlardan farkı olmadığını düşünüyordu. Karanlığın içinde parlayan bir çift boncuk gördü. Kendisine doğru yaklaşan kedinin gözleri git gide büyüyordu. Ama Olyushka’nın umurunda bile değildi. Eskiden olsaydı korkudan eve kaçardı.

Gün aydınlanırken odasının penceresinden dışarıyı dinliyordu. O sesi tekrar duyacağını biliyordu. Her ne kadar bu aşktan vazgeçmek istese de; bu aşk onu bırakmıyordu. Ne pahasına olursa olsun son nefesine kadar o sesi bir kez dahi olsa duyacağına inanıyordu. Birden yanı başında uyuyan Katya’nın uykusunda dişlerini gıcırdattığını duydu. Gökyüzüne bakarak tebessüm etti. Uzun süre gökyüzüne bakmıştı. Kızlarıyla eskisi gibi ilgilenmediğini düşündü. Terk ettiği adamın sözlerini anımsıyordu. “Seninle olan hatıralarımızı kaçırmak istiyorum insan eli değmemiş diyarlara.”

Adamın her fırsatta söylediği bu sözü kendi kendine söylüyordu Olyushka ve zihninde oynattığı film canını yakmaya başlamıştı. Bazen öyle olur; geçmiş değilse de geçmiştekiler elbet özlenir.

Kadının yorgun ve kızıl gözleri, gökyüzünden ayrıldığında bir iki damla düştü göğsüne. Aniden olduğu yerden ayaklandı ve telefonuna sarıldı. Rehberine ölmüş adamın ismi yazdı. Mesaj bölümüne geldi ve titreyen parmaklarıyla şu sözü yazdı: KAYBOLMUŞTUM AMA ORADA DA SENİ ÖZLEDİM.

Adam ölmüştü, ruhuysa bir bülbülün bedeninde yaşıyordu…

Tarih:Yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir